Blog yazısı nasıl olmalı



Bu konuda internette yazılmış binlerce belki milyonlarca yazı vardır. Ben size 
Blog yazmanın beş altın kuralı, ya da 10 dakikada etkili blog yazarı olmak türünden saçma sapan dandik, laf ola beri gele akıllar verecek değilim.
Şunu bilin ki blog resmi daire değil, blogçu da zabıt katibi değildir. Asliye Hukuk Mahkemesi kararı gibi yazıları okumayı sevmem, kimse de sevmez.
Yazı yazmak bir sanattır, etkili yazı yazabilmeniz için dünya klasiklerini önceden okumuş olmanız gerekir gibilerinden ukalalıklara ise hiç tahamülüm yok.
- Yazı yazmadan önce zihninizin açılması için 3 bardak su için... diyen bile var.

Lan oğlum heyy... New York Times'ta başyazı yazmıyacaz lan, altı üstü blog işte.

Söyleyebileceğim şunlar :
İmla kurallarına dikkat edin ama kural olduğu için değil, yazdığınızın doğru anlaşılması için.. (Oku da adam ol baban gibi, çoban olma.! - Oku da adam ol, baban gibi çoban olma.!) örneğinde görüldüğü gibi..

"Copy paste" dediğimiz, başkasının yazılarını aynen alıp bloğunuza kendi yazınızmış gibi koymayın. Türkçesi; aşırmayın yani.. Bir yazıdan esinlenmek başka, kopya edip koymak başka.. Yazının bir bölümünü yada tamamını aynen almanız gerekiyorsa, mümkünse sahibinden izin alın ve kaynak belirtin.

Haber blogları, akademik paylaşımların yapıldığı bloglar ve benzerleri belki resmi bir üslubu kaldırabilir ama siz gözlemlerinizi, seyahatlerinizi, hikayelerinizi falan paylaşıyorsanız fazla kasmayın derim.

Bir sürü insan tanırım konuşurken ağzının içine bakarsın. "Bu konuştuklarını yaz" dediğin zaman ise sihir bozuluyor. İşin sırrı konuşuyormuş gibi yazabilmekte.

Aşağıdaki basit iki örnekten sizce hangisi daha çok okunur?
Örnek 1 : İşe yetişebilmek için evden erken çıktığımda havanın bu kadar kötüleşeceğini, pardesümü almadığım için ıslanacağımı, ayakkabılarımın su alacağını, metrobüsün çok kalabalık olacağını, taksi arayacağımı ve bulamayacağımı, arabasıyla dibimden geçen komşumuz Ahmet Beyin ayni güzergaha gittiğimiz halde beni görmezden geleceğini ve arabasına almayacağını tahmin edemezdim.
Örnek 2 : Patronla papaz olmayalım diye sabahın köründe çıkıyorum evden. Hiç bir şey yoktu. Otobüs beklerken sanki hava çıldırdı. Abi o ne yağmur, okyanusu taşırır.

Hava olsun diye pantolonun üzerine çekmişim yeni aldığım gömleği. Yağmur havamızı aldı, olduk kediden korkup havuza düşen ıslak fare gibi.
Metrobüs geldi.. Geldi gelmesine ama içindekileri bir göreceksin. Balığı bile böyle istifleyemezsin.

Cepte bir yüzlük var. Çaresi yok taksi tutacağım.
Tüüü...Bu taksiciler belediye ile gizli sözleşme yapmış sanki; yağmurda müşteri almıyorlar.
Hah... Dur bakalım. Ahmet'in araba bu, yolumuz ayni. Gördü beni.
...
Vay adi vayy... Görmezden geldi. Arabanın belini mi kıracaktık ulan deyyus...!
blog-yazmak

Olaya "giriş, gelişme, sonuç" tarafından bakmayın. Ortaokulda kompozisyon yazmıyoruz.

Çok uzun yazılar yazmayın derim. Bu blogçuların çoğu zıpır. Çok uzun yazılarda canları sıkılıyor. Yazılarınız kısa fakat ilgi çekici olsun. Mini etek misali.icon
Bölemeyeceğiniz, uzun yazmanızı gerektirecek konular da olabilir. Örnek yazı ya göz atın.

Yazınıza okumayı ve anlamayı kolaylaştıracak kaliteli görseller ekleyin. Görsellerin boyutu fazla büyük olmasın. Sayfanızın açılış hızının düşük olması sabırsız ziyaretçileri kaçırabilir.

"Falanca memleketin nüfusu şu kadardır, Başbakanı da filancadır" türünden kesin bilgiler paylaşacaksanız, önce bilginin doğruluğunu araştırın ve sonra yazın, yanlış bilgi vermemeye özen gösterin, güvenilirliğiniz olsun.

Taklit etmeyin. Kendiniz olun, kendiniz gibi yazın. "Sitem az trafik almış, okunmuyorum"gibi kaygılarınız olmasın. "Okumazsanız siz kaybedersiniz lan!" modunda olun. Sebat edin ve yazın... Okunursunuz.

Hiç yorum yok

Yorum yaparken:
1. Yaptığınız yorumun, mutlaka konuyla alakalı olmasına özen gösteriniz.
2. Yorumlarınızda yazım ve dil bilgisi kurallarına uymaya çalışın.
3. Konu ile ilgili olmayan sorularınız için İletişim sayfasını kullanınız.

Blogger tarafından desteklenmektedir.